48,6025$%0,16
56,4406€%-0,08
65,7256£%0,09
6.789,97%0,79
%
3750385฿%-0.97526
Memlekette her şey o kadar sahteleşti ki gerçek olan hiçbir şey kalmadı gibi.
Allah dünyayı sadece siyasiler, politikacılar ve bürokratlar için yarattı sanki.
Can herkese tatlı ama büyük bir çoğunluğumuz dünyayı görmeden su aygırı gibi yaşıyoruz.
Geçen hafta eşimle Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesine gittik.
Tuvalet ihtiyacımız oldu. Baktık, poliklinikler girişinde tuvaletler yazıyor.
Eşim bayanlar bölümüne, ben erkekler bölümüne girdim.
Girdim ama içerisi leş gibi kokuyor. Ayrıca insanlar o ağır kokunun içinde sıraya girmiş, tuvalet sırası bekliyor.
Kendimi dışarı zor attım. Baktım, eşim de çıkmış.
“Ne oldu?” dedim.
“Çok kalabalık ve kokuyordu, duramadım.” dedi.
Ya gerçekten bir insan, ne olursa olsun böyle bir manzaraya maruz bırakılmamalı.
İnsan aşağılanıyor resmen.
Bu dünyada insan onurundan daha önemli ne var..
Mehmet Şimşek, satın alma gücü bakımından dünyanın en büyük 11. ekonomisine sahip olduğumuzu, kişi başına neredeyse 50 bin dolarlık alım gücümüz bulunduğunu söylüyor.
Bu pis kokunun içinde sıra bekleyen bunca insanın gerçekten 50 bin dolarlık alım gücü var mı?
Varsa, ben para falan istemiyorum. Kendiniz özel hastanelerde, beş yıldızlı oteller gibi, vıp/ protokolu süit odalarında tedavi olurken bu insanları bok kokusunun içinde sırada bekletmeyin yeter.
Hiç olmazsa insan gibi onurumuzla yaşayalım.
Peki, bunun FETÖ ile ne ilgisi var diyeceksiniz.
Doğrudan bir ilişkisi yok tabii.
Fakat her tarafımız böyle kokuyor.
FETÖ dosyaları kapsamında cezaevine girip çıktıktan sonra hayatı ve ekonomik durumu büyük ölçüde değişen insanlar olduğu yönündeki iddialar gibi
Bu süreçlerden geçmesine rağmen, beraat kararı verilip halen bedel ödeyen insanlarda var deniliyor.
Nedir FETÖ’yü farklı kılan bu iki farklı yüz?
Aynı örgüt soruşturmalarının içine giren insanlar neden birbirinden bu kadar farklı sonuçlarla çıkabiliyor?
Peki Meclis, bu soruların cevabını verecek önergelere neden yeterince ilgi göstermiyor?
Geçenlerde Adli Yıl Açılış Töreni’nde Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu karşı karşıya gelip el sıkıştı.
Bir tarafta, benim görüşüme göre, Atatürk’ün partisi dediğimiz CHP’nin içini boşalttığını düşündüğüm Kemal Kılıçdaroğlu…
Bir tarafta Özgür Özel…
Artan tepkiler üzerine Özgür Özel, “Benden 30 yaş büyük insan. Uzattığı elini boşta bırakmak bana yakışmazdı.” dedi.
Tabii, yakışmaz.
Çünkü sizler, , bu millet gibi tuvalet sırasında beklemiyorsunuz.
Günlerce randevu sırası, muayene sırası, röntgen sırası beklemiyorsunuz.
Devlet hastanelerinde sıradan vatandaşın yaşadığı bütün o sıkıntıları aynı şekilde yaşamıyorsunuz.
Hastaneleriniz, giriş kapılarınız, tuvaletleriniz bile çoğu insanın hayatta göremeyeceği lükse sahip.
İşin acısı, sonuna kadar kullandığınız o ayrıcalıklı kamu kaynaklarının bedelini, o pis kokusunun içinde bekleyen insanlar ödüyor.
Her şey çok güzel olacak, demokrasi gelecek diyorsunuz.
Ama sizlere hayatın birçok alanında sunulan konforlu hayatın ayrıcalığından vazgeçmiyorsunuz.
Demokrasinin, şeffaflığın ve “halkın hizmetkârı olma” bilincinin yüksek olduğu ülkelerde olduğu gibi;
Ya hepimizin insanca yaşaması,
ya da hepimizin aynı hastane kapısında, aynı randevu sırasında, aynı tuvalette, aynı kokunun içinde eşit olması için mücadele etmiyorsunuz.
Sadece kendinizi yaşatmak üzerine verdiğiniz bu mücadelede, sizlere yakışmayan o kadar şey var ki..
Gerçekten kaç yüzünüz var, merak ediyorum.
Umudu Yaşat
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.