46,1401$% 0.03
53,3541€% 0.12
61,8374£% 0.11
6.215,19%-1,64
13.824,56%0,60
2844531฿%-2.34479
09 Haziran 2026 Salı
Vallahi bir ömrü “Ey CHP”, “Ey MHP”, “Ey AKP” diye diye bitirdik.
Allah’ın bile dil, ırk, renk, cinsiyet ayrımı yapmadan yargıladığı insanları , siyaset denen yapı 40 ayrı parçaya böldü .
1983 yılında Hatay’da öğretmenlik yapıyordum. Bir öğrencimin hasta olduğunu öğrenince elime birkaç şey alıp ziyaretine gittim.
Öğretmenin geldiğini duyan mahalle sakinleri kısa sürede evin önünde toplandı.
Bende şaşırdım, bilmediğim bir yer, çoğu Türkçe bile bilmiyor.
Insan kuşkulanıyor tabi
İçlerinden yaşlı bir amca yanıma yaklaşıp:
— Sen insanlar arasında Alevi-Sünni ayrımı yapmıyor musun? diye sordu.
Ben de:
— Vallahi ben Alevi nedir, Sünni nedir pek bilmem. Benim için iki türlü insan vardır; iyi insan ve kötü insan, dedim.
Meğerse Hatay’da Alevi mahallesi, müslüman mahallesi diye ayrım varmış.
Ve o alevi mahallesine giden ilk öğretmen ben olmuşum.
Aradan tam 43 yıl geçti.
Yıl 2026…
Ben hâlâ Alevi ile Sünni arasındaki farklılıkları ayrıntılarıyla bilmem.
Çocukluğumuzda dini hikâyeler anlatan kitaplar vardı. Boş zamanlarımda hep onları okurdum.
O hikâyelerde kul hakkı vardı.
Adalet vardı.
Doğruluk vardı.
Sevgi vardı.
İnsan ayırımı yoktu.
Biz o değerleri okuyarak ve onlara inanarak büyüdük.
Bugün etrafıma baktığımda siyasi değerler bütün ahlaki değerlerin önüne geçmiş.
Tarih boyunca güçlü devletlerin çöküşünde iç ayrışmaların ve bölünmüşlüklerin önemli payı olmuştur.
Ama bunu bu millete anlatmak çok zor.
Bazen düğünlerde, sünnetlerde veya çeşitli davetlerde bütün siyasi partilerin temsilcilerini yan yana görüyoruz.
Bir bakıyorsunuz, aynı masada oturuyorlar.
Bir bakıyorsunuz, kol kola halay çekiyorlar.
Ama dışarıda gariban, yoksul, işçi, emekli birbirlerini kıracak şekilde onların kavgasını yapıyor.
Rahmetli babam, Ecevit denildi mi; gözlerinin içi gülerdi.
“Karaoğlan gelecek, bizi kurtaracak” derdi.
Ama Karaoğlan, babamın varlığını bile bilmeden babam 1992 yılında bu dünyadan göçüp gitti.
Yoksulluğu, zengin kesim karşısında ezilmişliği anlatan Yilmaz Güney’in Umut filmi 1970 yılında çekildi.
Iyiliğin toplumda kabul görmediği Şener Şen’in Çıplak Vatandaş filmi 1985 yılında çekildi.
Cumhurbaşkanımızın ama montaj, ama şu bu dediği gibi;
Ama film, ama şu bu.
Hepsi bozuk düzenin içinde güzel günler hayal eden insanların hikayesi.
Filmde olsa gerçeğe dönüşmedi.
Fakat halen, bu düzenin değişerek güzel günler göreceğine inanan insanlar var.
Düzeni değiştiremezsin.
Dünya, kafasını düzene göre değiştirenlerin dünyası.
Kimi, 20 bin lira emekli maaşı kabul edilemez der.
Kimi çıkar 3 bin lira bayram ikramiyesi kabul edilemez der.
Sonra herkes milyarlık köşklerine, milyarlık villalarına gider.
….ve sen o kabul edilemez dedikleri 20 bin lira ile bir yıl, O kabul edilemez dedikleri bayram ikramiyesi ile 5 bayram daha geçirirsin.
Ne diyeyim başka;
Sistem denilen şey kısaca şöyle;
Evli evine , köylü köyüne.
Evi olmayan sıçan deliğine.
Kemal Kılıçdaroğlu ilk genel başkan olduğunda kafasında bir kasket ile salona girdi.
Muhabir: “Yeni imajınız artık böyle mi olacak?” diye sordu.
Kılıçdaroğlu: “Yok, salondan geçerken biri kafama taktı.” dedi.
O gün içimden şu düşünce geçmişti:
“Bu kadar büyük bir siyasi hareketin lideri, bu kişilikle ülkeye nasıl yön verecek?”
Bu konuda kiminle tartıştıysam hep ben kötü oldum.
Bugün geldiğimiz noktada tek suçlu Kemal Kılıçdaroğlu mu?
Bu milletin hiç suçu yok mu?
Genel olarak öyle saf, öyle uysal bir halkımız var ki…
Başına vur, ekmeğini elinden al.
Önemli olan onların duygularına dokunmasını bilmek.
Mesela Bulancak Belediye Başkanı Necmi Sıbıç.
Yapılan son belediye seçimlerinde arkasında ciddi anlamda ne parti vardı ne de büyük bir siyasi güç.
Başkan sadece karakterini ve insanlığını ortaya koyarak seçimi kazandı.
Fakat seçimden sonra bile bir gün olsun halktan kopmadı.
Yaşlılara “anam”, “bacım” diyerek; çocuklara ve gençlere yürekten sarıldı.
Bugün geldiğimiz noktada, ister genel ister yerel seçim olsun, Bulancak’ta alternatifi yok gibi.
Çünkü halk, kendi içinden gördüğü, içinde kendini bulduğu sıcak insanları seviyor.
Fakat Bulancak’ta genel olarak siyasi yapılanmalar çok yetersiz.
Bir memleketin, bir neslin geleceğini şekillendirecek siyasi yapı böyle olmamalı.
Mesela Bulancak’a yıllarca emek vermiş, şehrimizin hem ekonomik hem de sosyal gelişimine katkı sağlamış, insanların kimliğine ve siyasi görüşüne bakmadan her kesimi kucaklayan Ali Fatoğlu, Semih Sarıgöl, Hamit Karaoğlanoğlu, Rehber Uzunalioğlu, Erdem Zere, Murat Yaşar ve son zamanlarda girişimleriyle dikkat çeken genç iş insanı Rıfat Turan gibi çok değerli ve ufku geniş insanlar var.
Bu insanların aktif olarak siyasetin üst kademelerinde olması gerekir.
Bir milletvekili olacaksa bu insanlardan biri olmalı.
Bu isimleri örnek vermemin nedeni siyasi görüşleri değil;
üretmiş olmaları,
şehre katkı sağlamış olmaları,
insanlarla bağ kurabilmiş olmalarıdır.
Geçenlerde bir haber okudum.
Çoğu emekli ve ev hanımı olan insanlar için “filanca partinin neferleri” diye haber yapmışlardı.
Memleketin artık neferlere değil; üreten, çalışan, insanı insana düşman etmeyen, tüm insanlığı kucaklayan, birleştiren teknolojik ve sosyal beyinlere ihtiyacı var.
Bu siyasi yapı düzelmedikçe, böyle insanlar siyasetin içine çekilmedikçe, bu memlekette kırk haramiler bitmez.
Benim “mümin kardeşim ” dediğime bakmayın.
Gerçekte kimin mümin, kimin münafık olduğu;
ölüp de dirilmedikten sonra belli olmayacak.
İran’ın dini lideri Ali Hamaney göreve geldikten sonra açıklama yapıyor:“
Bölgedeki bütün Amerikan üsleri kapatılmalı.
Aksi takdirde saldırıya uğrayacaklar.
”Benim mümin kardeşim:
“Helal olsun sana, ver Amerika’ya dersini!” diyor.
Hamaney:“Bütün şehitlerimizin intikamı tek tek alınacaktır.” diyor.Benim mümin kardeşim:
“Yürü be! Kim tutar seni!” diyor.
Ne Amerikan üslerinin nerede olduğunu biliyor,ne de o intikamın kimden alınacağını…
Benim mümin kardeşimin beyni de, kalbi de tertemiz.Birisi:“İrlanda’da oruç 22 saat tutuluyor ” diye yazmış Benim mümin kardeşim yorum yapmış:
“Oh olmuş gavurlara.”Geçen hafta Tokat merkezli bir deprem oldu.
Bir vatandaş “kötü sallandık” diye yazmış.
Benim mümin kardeşim; yapacak bir şey yok.
“Mukadderat Allah’tan” demiş. Birisi internette “şu fiyatlardan başlayan ürünler” diye ilan vermiş.
Yüz kişi yorum yazmış: “Fiyatı kaç lira?”Adam hepsine tek tek cevap vermiş.
Benim mümin kardeşim yüz birinci kişi olarak sormuş:
“Fiyatı kaç lira?”Bu duymazlığın, bu çürümüşlüğün içinde hâlâ hak ve hukuk arayan insanlar var.
Memlekette bizdeki bu potansiyeli gören bütün uyanıklar parti kurmuş.
Birbirleriyle kavga ediyormuş gibi yaparak adeta Alice Harikalar Diyarında gibi yaşıyorlar.
Hepsi en üst seviyeden Allah’ın nimetlerinden yararlanıyor.
Kendileri ve çocukları en lüks hastanelerde tedavi görüyor.En iyi odalarda kalıyorlar.
Aynı maaşları alıyor,aynı ayrıcalıkları yaşıyorlar.
Benim mümin kardeşim ise gelen yardım kolisini ” acaba içinde ne var?” diye merakla açıyor
:Akıllılarımız da; “Güzel günler göreceğiz” diye bekliyor.
Israel, United States ve Iran arasında nükleer savaş senaryoları konuşuluyor.
Devlet liderleri, duvarların arkasından, odaların içinden, kilometrelerce uzaktan öldürülüyor.
Benim mümin kardeşim ise bahçe çitinden atlayan bir adamın vurulduğu videoyu paylaşıp, emperyalist güçlere akıllı olun” diyor.
Çayırova’da bir film için kurulan Mekke platosu ziyaretçi akınına uğramış.İnsanlar gidip duvarlara el sürmüş, dua etmiş.
Bir eski kadın milletvekili, yurtlarda aç kalan öğrenciler için“Peygamberimiz de midenizin üçte birini boş bırakın derdi” diyor.Belli ki benim mümin kardeşlerimin neresinin boş olduğunu iyi biliyorlar.Tüm insanlığa medeniyetin ışığı olmak için gönderilen güzel dinimizöyle insanların eline düştü ki…Elindeki bir dirhemin bile hesabını veren peygamberden,camide öldürülen Ali ibn Abi Talib’denbugün makam araçlarına binen, korumalarla gezen, holdingler kuran din adamlarına kadar geldik.Bayram ikramiyelerinin ve emekli maaşlarının bayramdan önce yatacağı müjdesi verildi.Keşke her gün bayram olsa desek, deliye her gün bayram demişler. Allah’tan bugün salı, bayram Cuma günü. Bütün mümin kardeşlerime şimdiden hayırlı cumalar. Hayırlı bayramlar.
ESİRETTİN ZEHİR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.