48,6025$%0,16
56,4406€%-0,08
65,7256£%0,09
6.789,97%0,79
%
3750385฿%-0.97526
Tıpkı insanlar gibi toplumlarında umutsuzluğa kapıldığı zamanlar vardır. Umudu
yeşertip aydınlık günleri yakalamanın ön koşulu, toplumu belirlenen hedef doğrultusunda
birleştirmek, harekete geçirmektir. Toplumun gücü karşısında aşılamayacak sorun yoktur.
Dünya tarihine baktığımızda bunun çok örneklerini görürüz.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu bunun belki de ilk örneğidir. Orduları dağıtılmış ve
dört bir yanı düşman askerlerince işgal edilmiş bir imparatorluktan bağımsız bir ülke
yaratmanın ilk adımı, Anadolu insanının umudunu örgütlemekti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk
de tam bunu yaptı. Karakterinde bağımsızlık olan Türk halkına güvendi, onları örgütleyip
birleştirerek bağımsızlık hedefine doğru yürüdü ve başarılı oldu. Bu yolda yalnız yürümediği
gibi kararları da tek başına almadı. Halkın temsilcilerine danıştı, onları ikna etti ve ortak
verilen kararları uyguladı.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçtiğimizden bu tarafa, ülkede hiçbir şey
yolunda gitmiyor. Adalete olan güven dibe vurdu. Ekonomik açıdan her gün yoksullaşıyor
toplum. Emekli ve asgari ücretli yaşam mücadelesi veriyor. Yoksulluk artınca da gayri meşru
olaylar toplumsal huzuru yok ediyor.
Yap-işlet-devret modeliyle yapılan otoyol, hastane ve havalimanı gibi işletmeler
bütçenin kara delikleri haline gelmiş. Devletin kasasından bir kuruş çıkmayacak denilen bu
işletmeler, müteahhitleri zengin etme aracına dönüşmüş durumda.
Topraktan üreten hiç kimse halinden memnun değil. Böyle devam etmesi durumunda
üretimi bırakacaklarını söylüyorlar. Bütün bunlara rağmen enflasyonla mücadelede umut
tacirliği devam ediyor. Çalışanların maaşına daha az zam vermenin aracı haline gelmiş bir
TÜİK de vatandaşın başındaki sopa gibi!..
Demokrasi açısından son derece tehlikeli olarak, belediye başkanlarını tutuklu
yargılayıp kayyım ve transferler yöntemiyle devşirmeleri görünce oy kullanmanın bile bir
anlamının olmadığına inanmaya başladı halkımız. İktidar bu transferleri yaparken kamu
vicdanının transfer edilemeyeceğini unutuyor. İktidarda kalmak için her yol ve yöntemin
mübah olduğunu düşünenlerin demokrasi anlayışını sorguluyor halkımız.
Şunu da unutmamak gerekir: Her konuda tek karar verici olarak görünen
Cumhurbaşkanı açısından da oldukça sıkıntılı bir durum bu. Dünyada her şeyi bilecek kimse
yoktur. Cumhurbaşkanından güç devşirenlerin yarattıkları sorunlar da cabası…
Muhalefet, ülkenin içinde bulunduğu yönetim şeklinden ve geldiğimiz noktadan
memnun olmayan vatandaşımızın umudunu yitirmesine engel olup ilk seçimde güç birliği
yapmak zorundadır.
Geçmişteki koalisyonlarda usandık diyenler, daha seçimler aşamasında ittifak adı
altında koalisyon yapıyorlar. Sistemin mimarları dahi gelinen noktadan şikayet etmeye
başladılar.
Bu ülkenin aydınları, demokratları, gerçek milliyetçileri, laik ve sosyal bir hukuk
devletinden yana olanları, ilk seçimde güç birliği yapmak zorundasınız.
İşin özü: Şeyh Edebali’nin de dediği gibi, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” Biz de
diyoruz ki, ey muhalifler! “Umudu yaşat ki demokrasimiz yaşasın.”
Tıpkı insanlar gibi toplumlarında umutsuzluğa kapıldığı zamanlar vardır. Umudu
yeşertip aydınlık günleri yakalamanın ön koşulu, toplumu belirlenen hedef doğrultusunda
birleştirmek, harekete geçirmektir. Toplumun gücü karşısında aşılamayacak sorun yoktur.
Dünya tarihine baktığımızda bunun çok örneklerini görürüz.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu bunun belki de ilk örneğidir. Orduları dağıtılmış ve
dört bir yanı düşman askerlerince işgal edilmiş bir imparatorluktan bağımsız bir ülke
yaratmanın ilk adımı, Anadolu insanının umudunu örgütlemekti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk
de tam bunu yaptı. Karakterinde bağımsızlık olan Türk halkına güvendi, onları örgütleyip
birleştirerek bağımsızlık hedefine doğru yürüdü ve başarılı oldu. Bu yolda yalnız yürümediği
gibi kararları da tek başına almadı. Halkın temsilcilerine danıştı, onları ikna etti ve ortak
verilen kararları uyguladı.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçtiğimizden bu tarafa, ülkede hiçbir şey
yolunda gitmiyor. Adalete olan güven dibe vurdu. Ekonomik açıdan her gün yoksullaşıyor
toplum. Emekli ve asgari ücretli yaşam mücadelesi veriyor. Yoksulluk artınca da gayri meşru
olaylar toplumsal huzuru yok ediyor.
Yap-işlet-devret modeliyle yapılan otoyol, hastane ve havalimanı gibi işletmeler
bütçenin kara delikleri haline gelmiş. Devletin kasasından bir kuruş çıkmayacak denilen bu
işletmeler, müteahhitleri zengin etme aracına dönüşmüş durumda.
Topraktan üreten hiç kimse halinden memnun değil. Böyle devam etmesi durumunda
üretimi bırakacaklarını söylüyorlar. Bütün bunlara rağmen enflasyonla mücadelede umut
tacirliği devam ediyor. Çalışanların maaşına daha az zam vermenin aracı haline gelmiş bir
TÜİK de vatandaşın başındaki sopa gibi!..
Demokrasi açısından son derece tehlikeli olarak, belediye başkanlarını tutuklu
yargılayıp kayyım ve transferler yöntemiyle devşirmeleri görünce oy kullanmanın bile bir
anlamının olmadığına inanmaya başladı halkımız. İktidar bu transferleri yaparken kamu
vicdanının transfer edilemeyeceğini unutuyor. İktidarda kalmak için her yol ve yöntemin
mübah olduğunu düşünenlerin demokrasi anlayışını sorguluyor halkımız.
Şunu da unutmamak gerekir: Her konuda tek karar verici olarak görünen
Cumhurbaşkanı açısından da oldukça sıkıntılı bir durum bu. Dünyada her şeyi bilecek kimse
yoktur. Cumhurbaşkanından güç devşirenlerin yarattıkları sorunlar da cabası…
Muhalefet, ülkenin içinde bulunduğu yönetim şeklinden ve geldiğimiz noktadan
memnun olmayan vatandaşımızın umudunu yitirmesine engel olup ilk seçimde güç birliği
yapmak zorundadır.
Geçmişteki koalisyonlarda usandık diyenler, daha seçimler aşamasında ittifak adı
altında koalisyon yapıyorlar. Sistemin mimarları dahi gelinen noktadan şikayet etmeye
başladılar.
Bu ülkenin aydınları, demokratları, gerçek milliyetçileri, laik ve sosyal bir hukuk
devletinden yana olanları, ilk seçimde güç birliği yapmak zorundasınız.
İşin özü: Şeyh Edebali’nin de dediği gibi, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” Biz de
diyoruz ki, ey muhalifler! “Umudu yaşat ki demokrasimiz yaşasın.”
HALİME ÇAVUŞ.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.