48,6016$%0,16
56,4133€%-0,13
65,6890£%0,03
6.795,45%0,87
%
3760262฿%-0.76034
11 Eylül 2026 Cuma
İYİ Haftalar…
Yarın 12 Eylül…
Türkiye’nin yakın tarihindeki en ağır günlerden birinin yıl dönümü. 1980’de ordu yönetime el koydu ve “ülkeye yeniden düzen ve huzur getirme” gerekçesiyle başlayan süreçte binlerce insan gözaltına alındı, tutuklandı, işkence gördü; idamlar ve siyasi yasaklar yaşandı. Darbenin etkisi sadece o günlerle sınırlı kalmadı, özellikle gençlerin siyasetle arasına yıllarca mesafe girdi. İnsanlar düşüncesini söylemekten, siyasete karışmaktan, farklı fikirlerin peşinden gitmekten çekinir hale geldi. 12 Eylül’ü konuşurken sadece darbe günü ne oldu diye değil, Türkiye’yi o noktaya getiren şartları ve sonrasında toplumda nelerin değiştiğini de düşünmek gerekiyor. Her şeye rağmen bugün yapılması gereken, yaşananları unutmamak ve demokrasinin, özgürlüğün ve hukukun değerini daha iyi anlamak..
Bu hafta 1. ve 5. sınıf öğrencilerimiz okula başladı. Önümüzdeki hafta başında ise bütün eğitim kurumlarımızda yeni eğitim yılı başlayacak. Başta öğrencilerimiz olmak üzere öğretmenlerimize ve öğrenci velilerimize sağlıklı, huzurlu ve başarılı bir eğitim yılı diliyorum. Çocuklar için okul sadece derslerden ibaret değil; sabretmeyi, sorumluluk almayı, arkadaşlık kurmayı ve hayata hazırlanmayı da öğrendikleri bir yer. Velilerimize de küçük bir hatırlatma yapmak isterim: Çocuklarımızı başkalarıyla kıyaslamak yerine onların çabasını ve gelişimini destekleyelim, başarı kadar gösterdikleri emeği de takdir edelim. Öğrencilerimize gelince, hayatın gerçeği şu; çalışmadan, okumadan ve emek vermeden bir yerlere gelmek kolay değil. Bazen ders çalışmak zor gelecek, bazen sıkılacaksınız ama bugün verdiğiniz emek yarın sizin en büyük gücünüz olacak. Bol bol okuyun, merak edin, öğretmenlerinizi dinleyin ve kendinize güvenin. Unutmayın, hayatta her şeyin bir yolu yordamı var ama çalışmanın ve öğrenmenin yerini hiçbir şey tutmuyor. Hepinize güzel, verimli ve başarılarla dolu bir eğitim yılı diliyorum; yolunuz açık olsun.
Değerli dostum Rüştü KURT, ALDOSA TV’de sunduğum programa konuk olarak gündemdeki sorunları birlikte değerlendirme ve tartışma fırsatı bulduk. Ülkemizin ve bölgemizin gündemindeki konuları konuşup, farklı yönleriyle ele alarak aydınlatmaya çalıştık. Katılımı, samimi sohbeti ve değerli katkıları için kendisine teşekkür ediyorum.
SAYGILARIMLA
Hepinize SAĞLIKLI okumalar dilerim
SAVAŞ’ımın yokluğunun 5631’nci Günü
İYİ Haftalar…
Geçtiğimiz hafta sonu Millî Eğitim Bakanımız Prof. Dr. Yusuf TEKİN’in Giresun’a gelerek eğitimle ilgili çalışmaları ve ihtiyaçları bizzat yerinde incelemesini memnuniyetle karşıladım. Şehrimizin sorunlarının Ankara’dan değil, gelip burada yakından görülerek değerlendirilmesini önemli buluyorum. Özellikle okullarımızın ihtiyaçlarının, devam eden yatırımların ve öğrencilerimiz için yapılabilecek çalışmaların yerinde ele alınması Giresun adına umut verici. Bakanımızın şehrimize gösterdiği bu yakın ilginin önümüzdeki süreçte güzel sonuçlara ve yeni eğitim yatırımlarına vesile olmasını diliyorum.
Fındıkta yaşanan bu fiyat düşüşünü anlamak gerçekten mümkün değil. Üretici bütün yıl bahçesinde çalışıyor, artan gübre, ilaç, işçilik, patoz ve nakliye masraflarını karşılıyor, günlerce hasat yapıyor ama ürününü satmaya geldiğinde karşısında emeğinin karşılığını vermeyen bir piyasa buluyor. TMO’nun ise üreticiden ürün almamak için adeta binbir türlü bahane üretmesi ve üreticiyi serbest piyasaya mecbur bırakması artık ciddi şekilde sorgulanmalı. Üretici mecburen tüccarın kapısına gidiyor, ürününü 180-190 liralara satmak zorunda kalıyor. Sonrasında aynı fındığın piyasada çok daha yüksek fiyatlarla satıldığını görüyoruz. Burada insanın aklına ister istemez “Üreticinin elinden ucuza alınan fındık, neden piyasada kat kat fazla fiyata satılıyor?” sorusu geliyor. Yıllarca bu ülkenin en önemli tarım ürünlerinden biri olan fındığın yükünü üretici çekiyor ama kazancını başkaları elde ediyor. Artık üreticinin emeğinin yok sayılmasına, açıklanan fiyatın altında ürününü satmaya zorlanmasına ve serbest piyasanın insafına bırakılmasına bir son verilmesi gerekiyor. Fındık üreticisi destek değil, emeğinin gerçek karşılığını istiyor.
Yarın 9 Eylül… İzmir’in kurtuluşunun yıl dönümü. 9 Eylül, yalnızca İzmir’in değil, milletimizin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin de simge günlerinden biri. Başta Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere, bu toprakları bizlere vatan yapan tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyor; İzmir’in kurtuluşunun yıl dönümünü gururla kutluyorum.
SAYGILARIMLA Hepinize SAĞLIKLI okumalar dilerim
SAVAŞ’ımın yokluğunun 5628’inci Günü
Milli mücadelenin dönüm noktalarından biri olan Sivas Kongresi, ulusal bilincin şahlandığı ve vatanın bütünlüğünün tüm dünyaya haykırıldığı tarihi bir eşiktir. 4 Eylül 1919’da Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK liderliğinde toplanan bu kongre, bölünmez bütünlüğümüzü pekiştirerek Kurtuluş Savaşı’nın rotasını net bir şekilde çizmiştir. Manda ve himayenin kesin bir dille reddedildiği, tüm vatanı temsil etmek üzere Heyet-i Temsiliye’nin seçildiği bu tarihi buluşma, bağımsızlık meşalemizin gür bir şekilde yanmasını sağlamıştır. Milli bilincimizi diri tutan, özgürlüğümüze yön veren bu büyük ruhu saygıyla anıyor; “Ne mutlu Türk’üm diyene!” diyorum.
Toplumsal düzenin, huzurun ve kent yaşamındaki disiplinin sağlanmasında gece gündüz demeden özveriyle çalışan Zabıta Teşkilatımızın Zabıta Haftası’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Belediyelerimizin her birimi kentimiz için kuşkusuz çok kıymetlidir; bu anlamda sahada vatandaşlarımızla birebir temas kuran, güvenliği ve düzeni sağlayan zabıta personelimizin emeği ve görevi son derece değerlidir. Şehrimizin her noktasında büyük bir gayret ve fedakarlıkla görev yapan tüm zabıta mensuplarımıza emekleri için teşekkür ediyor, çalışmalarında kolaylıklar diliyorum.
Öte yandan, adalet mekanizmasının işleyişi ve hukuk devletinin tesisi adına yeni bir döneme adım atarken, tüm yargı camiasının Yeni Adli Yılı’nı kutluyorum. Adaletin tecellisi uğruna görev yapan hakimlerimize, savcılarımıza, avukatlarımıza ve adliye çalışanlarımıza yeni adli yılda üstün başarılar diliyorum. Toplumsal barışın ve güvenin teminatı olan adalet mekanizmasının, hiçbir şüpheye yer bırakmadan hızlı ve etkin bir şekilde işlemesi hepimizin ortak beklentisidir. Gecikmeyen, tarafsız ve bağımsız bir yargı düzeni, toplumun mülkü ve vicdanı için en sağlam dayanaktır. Bu duygu ve düşüncelerle, hak ve hukukun eksiksiz tecelli ettiği, adalete olan güvenin daima yüksek tutulduğu verimli ve başarılı bir adli yıl olmasını temenni ediyorum.
İYİ Haftalar…
Ne yazık ki bölgemizi olumsuz etkileyen şiddetli sağanak yağışlar ve beraberinde gelen sel felaketi hepimizi derinden üzdü. Espiye, Duroğlu, Kovanlık başta olmak üzere çeşitli ilçe ve mahallelerimizde meydana gelen taşkınlardan etkilenen tüm hemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yaşanan bu tablo, bölgede köklü ve ciddi altyapı çalışmalarının vakit kaybetmeksizin hayata geçirilmesi gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Afetin ilk anından itibaren sahaya inerek vatandaşlarımızın yanında yer alan, çalışmaları yerinde sevk ve idare eden belediye başkanlarımıza, mülki idare amirlerimize, protokol üyelerimize ve gece gündüz demeden özveriyle çalışan tüm saha ekiplerine teşekkür ediyorum.
Tüm bu afetlerle mücadeleden toplumsal bilincin oluşmasına kadar her alanda kalıcı çözümler üretebilmek ise hiç şüphesiz nitelikli bir eğitim ve farkındalık anlayışıyla mümkündür. Nitekim Cuma günü gerçekleştirdiğimiz yayınımızda AFAD görevlisi Nimet SÜRÜCÜ konuğumuz oldu. Afet bilinci ve alınması gereken tedbirler üzerine son derece kaliteli, bilgilendirici ve detaylı geçen bu kıymetli yayın için kendisine yürekten teşekkür ediyorum. Toplumun her kesiminde bu bilinci oturtmanın ve her yaştan insanımızı doğru bilgiyle buluşturmanın önemini bir kez daha hatırlatarak eğitimin ve farkındalığın gücünü vurgulamaya devam edeceğiz.
Milletimizin bağımsızlık aşkını ve boyunduruk kabul etmez iradesini tüm dünyaya haykırdığı 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın gururunu ve coşkusunu bu yıl da kentin her köşesinde yürekten yaşadık. Giresun ve Bulancak genelinde düzenlenen görkemli kutlamalar adeta göz doldururken, yediden yetmişe meydanları dolduran vatandaşlarımızın sergilediği coşku ve birlik ruhu görülmeye değerdi. Anadolu toprağını bizlere sonsuza dek yurt kılan Başkomutan Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK başta olmak üzere, canlarını bu vatana siper eden tüm kahraman şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anmak bizim en büyük boynumuzun borcudur. Tarihimizin bu en kıymetli nişanesine sahip çıkmak, bağımsızlık meşalesini daima yükseklerde taşımak ve yarınlarımıza bu ruhla yön vermek hepimizin ortak sorumluluğudur. Ağustos ayının bu anlamlı gününde, zaferin mimarlarını bir kez daha saygıyla eğilerek anıyor; milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyorum.
Milletimizin bağımsızlık aşkını ve boyunduruk kabul etmez iradesini tüm dünyaya haykırdığı 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın gururunu ve coşkusunu bir kez daha yürekten yaşıyoruz. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarının öncülüğünde yazılan bu ebedi destan, sadece bir askeri zafer değil; Anadolu toprağının ve insanının özgürlük sevdasıdır. Bizlere düşen en büyük sorumluluk, canları pahasına bu vatanı yurt kılan kahramanlarımızın emanetine sahip çıkmak, ay yıldızlı bayrağımızı daima yükseklerde dalgalandırmaktır. Ağustos ayının bu anlamlı gününde, zaferin mimarlarını rahmet ve minnetle anıyor; milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyorum.
Zaferin ve bağımsızlığın gururunu yaşarken, vicdanlarımızı kanatan insanlık dışı görüntülere şahit olmak ise içimizi yakıyor. Geçtiğimiz günlerde Giresun’da bir sürücünün aracıyla masum bir köpeği kasıtlı olarak ezmesi, ne insanlığa ne de bu toprağın merhamet kültürüne sığar. Sessiz dostlarımız, sokaktaki canlarımız bizlere Allah’ın emanetidir; onlara zarar vermek, canlarına kıymak basit bir kabahat değil, ağır yaptırımları ve somut hapis cezalarını gerektiren açık bir suçtur. Yaşam hakkını savunmak sadece insan için değil, nefes alan her canlı için vazgeçilmez bir sorumluluktur. Bu caniliği şiddetle kınıyor, faillerin hak ettikleri en ağır cezayı alması için adli sürecin takipçisi olacağımızı vurguluyorum.
Öte yandan, Van’da hayatını kaybeden Rojin KABAİŞ dosyasında yaşanan son gelişmeler, adalet arayışındaki acı gerçeği bir kez daha gözler önüne seriyor. Raporda midesinde ve iç organlarında güçlü bir kas gevşetici olan Rocuronium ile antibakteriyel Ornidazole maddelerine rastlandığı bilgisi kamuoyuna yansıdı. Ancak böylesine kritik adli tıbbi verilere ulaşılması, şüphelilerin DNA incelemelerine yönelik adımların atılması için neden aylar, yıllar boyunca beklenmek zorunda kalınıyor? Bir ailenin göz göre göre perişan olması, acılı anne ve babaların adliye koridorlarında ömrünü tüketmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Ülkemizde kadın cinayetlerinin ve şüpheli kadın ölümlerinin aldı başını gittiği bir düzende, adaletin bu kadar ağır işlemesi ve ancak kamuoyu baskısıyla bir şeylerin duyulması maşeri vicdanı katlediyor. Neden adalet hep iş işten geçtikten sonra tecelli etmek zorunda kalıyor; kriz anında, ilk günden itibaren etkin ve hızlı bir soruşturma yürütmek bu kadar mı zor? Kadınlarımızın yaşam hakkını koruyamayan, faillere hak ettiği caydırıcı cezaları zamanında vermeyen ve süreci bu kadar uzatan anlayışı şiddetle eleştiriyoruz; unutulmamalıdır ki geciken adalet, adalet değildir.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.