48,2435$%0,20
56,2224€%0,06
65,6444£%0,10
7.153,40%0,43
%
3849186฿%0.21915
İnsanın yaratılış amacında ölümün yeri yok aslında.
Allah’ın, insanlara sunduğu bitmek tükenmek bilmeyen bunca nimet varken sadece ölümü düşünerek yaşayalım diye yaratılmış olamayız.
Fakat öyle bir hale geldik ki; Allah’ın yarattığı hiçbir şeye bedava ulaşamıyoruz artık.
Her şey tekelleşti..
Hani Allah dünyayı kusursuz yaratmıştı.
Hani Allah dünyayı eşit yaratmıştı.
Sadece parası olan yaşıyor artık.
Kur’an-ı Kerim’e göre en büyük günahlardan biri Allah’a şirk koşmaktan sonra insan öldürmektir.
Fakat toplum olarak yapılan her adi suçun, her ahlaksızlığın, her kötülüğün çözümünü yalnızca ölümde arıyoruz.
Kimi “İdam gelsin” diyor.
Kimi “Şeriat gelsin” diyor.
Peki,
Neden ahlaklı, vicdanlı ve ruhsal olarak sağlıklı insanlar yetiştiremiyoruz?
Bu insanlar annelerin karnından suçlu doğmadı.
Düşünsenize…
“Bak, emekledi!”
“Bak, yürüdü!”
diyerek sevindiğimiz, çevresine gülücükler saçan o minicik, masum çocuklar yıllar sonra nasıl oluyor da toplum için tehlikeli hale gelebiliyor?
O çocukları yetiştiren biziz.
Ailesiyle, okulu ile, mahallesiyle biziz.
O halde bu çocukların gelişiminde bizim de bir sorumluluğumuz olmalı.
Elbette insanın özgür iradesi var.
Elbette yaptığı kötülüğün hesabını vermeli.
Ama insanın özgür iradesi varsa, bizim de o iradenin oluştuğu ortamda bir sorumluluğumuz olmalı.
Bütün suçların önlemi yalnızca ceza, yalnızca ölüm olmamalı.
Kimse eğitimden bahsetmiyor.
Kimse toplumsal sorumluluktan bahsetmiyor.
Bugün sokakta 8 yaşında bir çocuk çıkıp:
“Ben futbol oynamak istiyorum.”
dese, bunun bile bir bedeli var.
Toplumun bir köşesinde sıkışıp kalmış 25 yaşındaki bir insanı yeniden hayata kazandırmak için futbol oynatmak isteseniz 14 bin lira gerekiyor.
Çok çalışkan, çok yetenekli ama ekonomik imkânı olmayan bir sporcunuz var.
Elinden tutmak, okutmak, topluma kazandırmak istiyorsunuz.
En basit dershane 100 bin liradan başlıyor.
Sonra dönüp:
“İnsanlık nereye gitti?”
diye soruyoruz.
İnsanlık, para ile satın alınıyor artık.
Bugün nerede dini bir yazı veya dini bir paylaşım görsem, konu dönüp dolaşıp ölüme geliyor.
Kimse caminin kapısında:
“Bakın, hayat bir günlük.”
“Hayatın kıymetini bilin.”
“Sağlığınız yerindeyken hayatın güzelliklerinden yararlanın.”
“Menfaatsiz dostluklar kurun.”
“Kimseyi kırmadan, çalmadan, çırpmadan huzur içinde şu üç günlük dünyanın tadını çıkarın.”
demiyor.
Her şey ölüm üzerine.
Herkes bizi öldürüp, hemen cennete göndermek derdinde.
Sanki bu dünyaya sadece ölümü beklemek için gelmişiz gibi…
O zaman Allah bu dünyayı ve bizi neden yarattı.?
Hani bir fıkra vardır.
Adamın biri ölmüş.
Sorgu melekleri gelmiş.
Bakmışlar, adamın defteri tertemiz.
Şaşırmışlar.
“Dayı, sen varlıklı bir adamsın. Hiç tatil bölgesine gitmemişsin. Sigara, içki içmemişsin. Bir konsere bile gitmemişsin.
Halbuki Allah, bütün bu güzellikleri senin için yarattı demişler.
Adam cevap vermiş:
“Ben ölünce melek olmak istiyordum.”
Onun için her şeyden uzak durdum demiş.
Sorgu melekleri birbirlerine bakmış.
“Getirin kanatları!” diye bağırmışlar.
Adam sevinmiş:
“Melek mi oluyorum?” demiş
“Hayır.”
“Kaz oluyorsun!” demişler.
O misali…
Bu memlekette kimseyi melek yapmaya uğraşmayın.
Ama kimseyi de kaz yapmayın.
Allah’ın yarattığı en yüce canlıyı
İnsan gibi yaşatın,
İnsan gibi yaşayın.
Gerisini Allah’a bırakın…
MANEVİ HUZUR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.