Rüzgârdan Fırtınaya…
Ülkemiz siyasetinin en zor süreçlerinden biri de siyasi partilerdeki egemen kadroların
değişimidir. Mevcut sistemden beslenen kadrolar değişime direnmek isterler. Kaç senedir o
makamı işgal ettikleri, kaç seçim kaybettikleri onlar için hiç önemli değildir. Seçmenin
gözünden düştüklerini, artık toplumsal karşılıklarının kalmadığını görmezden gelmeyi tercih
ederek kulaklarının üstüne yatarlar. Az olsun, bizim olsun mantığıyla hareket ederler.
Kendilerinin olmaması durumunda partilerinin kapanacağını, tabela partisine dönüşeceğini
düşünürler. Kısacası partiyi babalarından miras kalmış, tapulu malları sanırlar. Oysa ne kadar
direnirlerse dirensinler şayet değişim rüzgârı Anadolu’dan esmeye başlamışsa önüne surlar
çekseniz de süreci durduramazsınız. Bu ülkeyi yedi düvelden kurtaranlar, üç beş
mirasyediden de CHP’yi kurtaracak güce sahiptir.
Cumhuriyetin kazanımlarıyla yetişen, ekmeğini taştan topraktan çıkaran Anadolu’nun
yiğit insanları oy verdikleri partiyi de yönetmek istiyorlar artık. Adına üst akıl mı dersiniz,
devlet aklı mı dersiniz, ne derseniz deyin, butlan gibi kararlar, CHP’deki değişimi sadece
geciktirir ama engelleyemez. Görülmek istenmeyen faylar harekete geçti bir kere…
CHP için verilen mutlak butlan kararının arkasında, partide yaşanan değişim ve bu
değişimden en az değişenler kadar rahatsız olan iktidar sahiplerinin olduğu konusunda genel
bir kanı var toplumda. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sosyal medya hesaplarından
yaptığı açıklamada CHP lideri Özgür Özel ve parti yönetimini kastederek: "Türk
demokrasisinin önümüzdeki dönemde hak ettiği bir ana muhalefete kavuşacağına
inanıyoruz" demişti. Gelinen noktada Kemal Kılıçdaroğlu gibi iktidar sahipleri de mutludur
diye düşünüyorum.
Bir Çin Atasözü şöyle der: “Değişim rüzgârı gelince aptallar duvar örer, akıllılar yel
değirmeni yapar.” CHP seçmeni de Çinliler gibi düşünüyorlar artık. Onlar çoktan başladılar yel
değirmenlerini inşa etmeye.
CHP seçmenini en çok rahatsız eden konulardan biri de dün “adalet” için yürüyenlerin
bugünkü adaletsizliklerden medet umar hale gelmeleridir. Kayyımcılar, CHP’ye yapılanın,
aslında demokrasinin vazgeçilmezi tüm siyasi partilerin başına gelebileceğini, bunun sonucu
da “sözde seçimli” bir cumhuriyete dönüleceğini bilmiyor, görmüyorlar mı? Sokaktaki
vatandaş, Kılıçdaroğlu genel başkanlığı süresince AKP iktidarına karşı “sözde muhalefet”
yapmış demeye başladı. Bu yüzden de CHP’de değişimin olmazsa olmaz olduğunu
düşünüyorlar.
Düne kadar Kılıçdaroğlu’nu yerden yere vuran televizyon kanallarının siparişçi
gazetecilerinin, bugün Kılıçdaroğlu seviciliğine soyunmaları birçok sorunun cevabını vermiyor
mu?
İşin özü şudur: Kendini demokrat olarak tanımlayan seçmenler, atanmışlar tarafından
yönetilmek istemediklerini yüksek perdeden haykırmaya başladılar.
Dünkü değişim rüzgârı fırtınaya dönüşmüş gibi görünüyor. Bunu görmeyenler duvar
örmeye devam ederlerken vatanseverler yel değirmenlerini bitirmek üzereler…