HUZUR EVİNDE ÖLEN BİR BABANIN DRAMI
Annesi öldükten sonra, "biz karı koca çalışıyoruz, seninle ilgilenemeyiz" bahanesiyle, seksen yaşındaki hasta babasını huzur evine yatıran oğlu, çok seyrek de olsa, utanma belasına da olsa onu ziyarete gidiyordu.
Yaşlı adam oğlu dünyaya geldiğinde kırk yaşındaydı. Bundan önceki çocukları yaşamamış, bu oğlunu el bebek gül bebek misali, gözü gibi bakarak ve kurbanlar keserek, itina ile büyütmüştü. Eşi ile beraber yememiş yedirmişler, giymemiş giydirmişlerdi. Aman oğlumuza bir şey olmasın, aman aç kalmasın, aman üşümesin, aman yokluk görmesin...
Tek evlatlarıydı, bir şey olacak diye içleri titremişti... Oğlu o gün huzur evinden bir telefon aldı. Telefondaki ses "baban çok hasta her an ölebilir seni görmek istiyor" diyordu...
Oğlu arabasına binip, oraya huzur evine gittiğinde babası zor nefes alıyordu. Oğlu babasının ölmek üzere olduğunu anlamıştı. Babasının ellerini tutup, "Baba senin için ne yapabilirim, Senin için ne yapmamı istiyorsun?” diye sordu.
Babası feri sönmüş gözleriyle uzun uzun biricik oğlunun gözlerinin içine bakıp; zor duyulur bir sesle:
"Artık çok geç. Ama isteseydin çok şey yapabilirdin... Ama yapmadın oğul" dedi. Ve devam etti.
"Çoğu akşam yemek yetişmediği için aç yattım.
Klimayı açmadılar, sıcaktan fenalaştım.
Buzdolabım yoktu, bir bardak soğuk su dahi içemedim.
Sıkıldığımda temiz havaya çıkaranım olmadı. Altımı ıslattım diye tokat attılar. Ayda bir kere banyo yaptırdılar; kirden vücudumda yaralar oluştu. Bana bu yapılanları arkası kuvvetli olanlara yapamadılar. Çünkü, onların ilgilenenleri vardı.Ve ben ise, kimsesizdim, garibandım oğul...
Biliyor musun? En çok da sevgisizlik acı verdi bana....
Kimse saçımı taramadı, yüzümü okşamadı.... Sen terk edilmişlik nedir bilir misin oğlum? Terk edilmişlik, ölmeden önce canlı canlı mezara konmaktır bunu unutma olur mu oğul..İşte böyle... Artık her şey için çok geç...Senin benim için yapacağın hiç bir şey kalmadı. Sade senin için de değil, herkes için çok geç ey oğul.Yapılacak bir şey yok artık !!!!
Ben her şeye alıştım da, sadece senin özlemine
alışamadım biliyor musun ?" derken feri sönmüş gözlerinden iki damla yaş yuvarlanıp, yanaklarında dondu. Oğlu şok olmuştu. "Bana bunları neden şimdi söylüyorsun, neden daha önce söylemedin baba?" diye feryad etmeye başladı...
Babası: "Nasıl söylerdim ki ? Sen beni koskocaman evinde bir köşeye sığdıramamış, bana burayı layık görmüştün. Seni rahatsız etmek istemedim oğlum." Benim için artık çok geç de, ben asıl senin için üzülüyorum oğul... Çünkü sen yaşlandığında çocukların seni buraya bırakırlarsa, benim dayandıklarıma sen dayanamazsın.
"Unutma ki ne verirsen onu alırsın oğlum." Ben ve annen seni iyi bakalım, iyi büyütelim diye ömür boyu çalıştık; sen ise bizi ölümlere terk ettin, ölsüne tuttun.!? dedi. Ve gözlerini kapattı.
Belli ki bu konuşma onun son kalan gücünü de tüketmişti. Bir saat sonra sıkı sıkı tuttuğu oğlunun eli ellerinden kayıp düştü. Evet, bir baba daha içi acıyarak hayata veda etmişti. Rabbim hayırlı evlatlar nasip etsin cümlemize.
Selam Hakka tabi olanlaradır. Hayırlı cumalar.