HAZIR MÜSLÜMAN

Kur’an-ı Kerim, insanlığı cehalet ve şirk karanlıklarından çıkarıp hidayetin, imanın ve bilimin aydınlığına ulaştırmak için indirilmiştir.
Cehaleti bir karanlık olarak nitelendirir.
İslam’ın insanlığa sunduğu değerler yalnızca ibadetlerden ibaret değildir. Bilim, ahlak, hukuk, sevgi, saygı ve kul hakkı da bu anlayışın ayrılmaz parçalarıdır.
Kur’an’da ilim o kadar önemlidir ki Tâhâ suresinin 114. ayetinde Hz. Muhammed’e, “Rabbim, ilmimi artır.” diye dua etmesi öğütlenir.
Zümer suresinin 9. ayetindeki “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” ifadesi, İslam’ın bilgiye ve ilim sahiplerine verdiği değeri açıkça ortaya koyar.
Ayetlerde sıkça geçen “Hiç düşünmez misiniz?”, “Akıl etmez misiniz?” gibi ifadeler, “Size gönderilen mesajı zihninizde tartın, üzerinde derin derin düşünün.” anlamına gelir.
Kur’an’ı anlamadan sadece okumanın hiçbir anlamı yoktur.
Tarih boyunca İbn-i Sina, El-Harezmi ve İbn-i Heysem gibi İslam âlimlerinin bilimsel çalışmalarıyla İslam dünyası, dünya tarihinde altın çağını yaşamıştır.
Ne zaman ki Müslümanlar Kur’an’ın bu akılcı yönünü bırakıp hurafelere yöneldiler, işte o zaman dünyadaki bilimsel üstünlüklerini kaybetmeye başladılar.
Peki, günümüzde durum nasıl?
Son dönemde kamuoyuna yansıyan bazı iddialara bakalım:
Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın, fon işlemleriyle ilgili iddialar kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade vermesi…
Diyanet İşleri Başkanlığının, Gazze’ye yardım amacıyla toplanan paraları fonlarda değerlendirdiği ve bu işlemler sonucunda büyük zarar edildiği yönündeki iddialar…
Bu olayların hukuki ve mali ayrıntıları ayrı bir tartışma konusudur.
Fakat bu iddialar doğruysa, her cuma insanlara ahlak ve dinî sorumluluklar konusunda vaaz verilen bir kurumun bu tür iddialarla gündeme gelmesi, Türkiye’de İslam’ın nasıl temsil edildiğinin tartışılmasını gerektirir.
Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş, haksız kazanç iddiaları kapsamında yürütülen soruşturma nedeniyle tutuklandı. İddia edilen para miktarının büyüklüğü, paraların saklanması için kasa yerine ev kiralandığı yönündeki haberlerle birlikte sosyal medyada ve televizyon kanallarında geniş yer buldu.
Peki, bu iddialar doğruysa bu insanları göreve getirenler mi sorumlu, yoksa haksız ve usulsüz kazanç elde ettiği iddia edilenler mi?
İslam hukukuna göre sorumluluk devredilemez.
Yetkili bir kişi, kendi altındaki kişiye yetki verir ve o kişi bu yetkiyi kötüye kullanırsa her ikisi de kendi fiillerine göre sorumluluk taşır.
“Şeytan aldattı, nefsine uydu.” söylemleri, insanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Çünkü imtihanın özü, karşımıza çıkan yanlışlar karşısındaki tutumumuzdur.
Hz. Muhammed bu sorumluluğu şöyle özetler:
“Hepiniz çobansınız ve hepiniz yönettiklerinizden sorumlusunuz.”
Fakat, bizde büyük bir çoğunluk, kitaba göre değil...
Market raflarındaki paket gıdalar gibi;
Hazır Müslüman...