FE EYNE TEZHEBÛN. BU GİDİŞAT NEREYE ???
Yaşadığımız toplumda bazı durumlar vardır ki, bunlara şahit olmak, yaşamak zorunda kalmak inançlı insanlar olarak huzurumuzu bozuyor, vicdanlarımızı parçalıyor. Sinir sistemimizi alevlendiren, beyin hücrelerimizi uyuşturan ve bizi derin düşüncelere sevk eden (etmesi gereken) bu gerçekleri önce nefislerimize, sonra da etrafımızdakilere sorular halinde arz etmek istiyorum ki, beraberce çözüm üretebilelim, bu girdaptan nasıl kurtulabileceğimizi araştıralım, en azından bu uğurda gayret edelim.
Bu soruları gündeme taşırken hiç bir kimseyi, kurumu, gurubu, meşrebi, cemaati vs. hedef almadığımı, eleştirilerimin tamamen iyi niyete dayalı, yapıcı olduğunu özellikle beyan etmek isterim.
SORU :1- Kendisi gibi fani olan bir insanı adeta secde edercesine putlaştıran, iyi veya kötü, hayır veya şer her amelini, her düşüncesini alkışlayıp onaylayan, her yanlışı örtbas etmek için deyim yerindeyse kırk dereden su getiren kişinin iman durumu nedir ? Bu insanın imanı ve imam ise imameti geçerli olabilir mi ?
SORU :2- Allahü Teala dünya hayatında insanların hayat modelini belirlemiş, yol haritasını çizmiş ve Kur'an-ı Kerim'de helal ve haramları beyan etmiştir. Peygamberler de (sav) bu hükümleri bizzat yaşayarak, tatbik ederek insanlara göstermişlerdir. Buna rağmen Allahü Teala'nın haram ettiklerini helâl sayan, serbest eden, helal ettiklerini de yasaklayan sistemleri icat edenlerin, uygulayanların ve buna destek verenlerin Müslümanlık iddiaları Akaid hükümleri açısından nasıl izah edilebilir ?
SORU :3- Bir Müslümanın, Allah'a tüm isimleri, zati ve subuti sıfatları ile iman etmesi gerekirken, Mevlâ'mızın isim ve sıfatlarını bilmeden, anlamadan, dikkate almadan Allah'a iman ettiğini iddia eden kişinin iddiası ne derece doğrudur ?
SORU :4- Cenabı Allah Müslümanlara Kur'an ve sünnet ilke ve prensiplerine uygun olarak İslâm Nizamını tesis etmelerini ve buna göre yaşamalarını emrettiği halde, bu ilahi emri göz ardı ederek, tıpkı sosyalizm gibi şirk ve küfür üzerine inşa edilen, tağuti ve zulüm nizamı olan kapitalizmi kendi hür iradesi ve arzusu ile kabul eden, makbul sayan, destek veren, tavsiye eden insanda İman var mıdır, böylelerinin imanı caiz midir ?
SORU :5- Bir kısım insanların usul ve adaba aykırı olarak, teganni ile Kur'an-ı Kerim tilavet etmeleri karşısında duygulanan, gözleri yaşaran, güya kalpleri ürperen, ancak kendilerine okunan Kur'an ayetlerinin manası söylendiğinde bazı hükümlere itiraz eden, temkinli yaklaşan, "bana göre" diye söze başlayıp, nefsine, hevasına göre hükümler icad eden, allame-i cihan rolüne bürünen insanların Kur'an-ı Kerim'e iman iddiası ne derece makbuldür ?
SORU :6- Genelde "imanın şartları"na, özelde ise "ilahi kitaplara" inandığını beyan eden, ancak "İslamın emir ve hükümleri" anlamına gelen "ŞERİAT" a karşı olduğunu söyleyen, amma ve lâkin özgür iradesi ile, kimsenin baskısı ve zoru olmadan "Lâdinilik" esası üzerine kurgulanan Fransa yapımı "LÂİKLİK" düzenini benimseyen, savunan, tavsiye eden, reklamını yapan kimselerin "Mü'min ve Müslüman" lık iddiaları geçerli midir ?
SORU :7- Bilerek-bilmeyerek imanını veya ibadetlerini muhtelif sebeplerle ticaretine veya siyasetine alet edenlerin, gösteriş veya dünya menfaatleri uğruna ibadet eden,eder gibi görünenlerin akibetleri, hâl-i pür melalleri ne ola ?
SORU :8- Vatandaş olmaları hasebiyle başkalarının(gayri müslimlerin) sözde hak ve hukukunu korumak, hayat tarzlarına saygı duymak adına, bazı haramların meşru sayılması ve serbest bırakılması gerektiğini savunan, dolayısıyla iman ilke ve prensiplerinden taviz veren kişilerin itikadi durumları ne durumdadır ?
SORU :9- Yüce İslam Dinini sadece bir takım ibadetlerden, dualardan, zikirlerden, ahiret aleminden ibaret zanneden, dolayısıyla hayat ve aksiyon dini olan İslam'ı (Hıristiyanlık misali) tören ve merasim dinine dönüştüren, camilerin dört duvarı arasına ve mezarlıkların içine hapseden zihniyetten, bu zihniyete sahip olanlardan kime ne hayır gelir ? Bu tip insanların dünya ve ukbada akibetleri ne ola ?
SORU :10- Etliye-sütlüye karışmayan, suya-sabuna dokunmayan, emr-i bi'l ma'ruf ve nehy-i ani'l münker (insanlara hak ve hakikatleri anlatmak, kötülüklerden men etmek) görevini eda etmeyen, beni sokmayan yılan bin yaşasın zihniyetine sahip olan, bana ne'ci, neme lazım'cı müslümanın kalite durumu nasıldır, ayarı-ederi nedir ?
SORU :11- Aslî görevi insanlara Din-i İslâm'ı anlatmak ve öğretmek olan, fakat görevini kötüye kullanarak cemaatini mevlid ile, ilahi ile, kaside ile, menkıbe ve hikayelerle oyalayan, avutan, uyutan, uyuşturan, cihat ibadetini göz ardı eden, Kur'an-ı Kerim'in bazı ayetlerini mimberlerden, kürsülerden okuyarak anlamını anlatmaktan dahi aciz olan, korkak davet ve tebliğ ehlinin bu tavırları vicdanlarda sızı oluşturuyor mu, kalplerde yara-bere açıyor mu ?
SORU :12- Hâl ve hareketleriyle, kılık-kıyafeti (sakal, sarık, şalvar ve cübbesi) yle sahabe görüntüsü veren, lâkin fırsatını bulduğunda haram ve kul hakkı yemekten çekinmeyen, hırsızlık, arsızlık, yolsuzluk, torpil, adam kayırma, devlet hazinesine el uzatma vs. ahlaksızlıklara tevessül eden şahıslara söyleyecek bir çift sözümüz yok mudur ? Ki, bu kişilere bakan yeni yetişen nesil İslâm'ı eleştiriyor, tenkit ediyor, "eğer İslâm bu ise ve bu kişiler Müslüman ise biz bu dini kabul etmiyoruz" diyorlar, kimileri ateist oluyor, kimileri deist oluyor. Ve bir nesili göz göre göre kaybediyoruz. Ey Müslümanlar, ey insanlar bu gidiş nereye ?