Büyük Taarruz

Büyük Taarruz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, Türk Milletinin bağımsızlık
mücadelesi olan Kurtuluş Savaşı’nın askeri kısmını bitiren, sonuç olarak da Türkiye
Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolun açılmasını sağladı.
15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgaliyle başlayan Kurtuluş Savaşı’nda düşmana vurulan son
darbenin adıdır Büyük Taarruz.
1071 yılında Malazgirt zaferiyle girdiğimiz Anadolu topraklarının vatana dönüşmesindeki
mihenk taşının adıdır Büyük Taarruz.
26 Ağustos 1922 sabahı daha gün ağarmadan, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa,
Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa (Çakmak) ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa (İnönü), 1.
Ordu Komutanı Albay Nurettin Kocatepe'deki gözetleme yerine geldiler. Saat 05.30–05.35
civarında topçuların tahrip ateşi ve piyadelerin yürüyüşe geçmesiyle savaş tam anlamıyla başladı.
Büyük Taarruzla Yunan ordusunun büyük kısmı dört taraftan sarıldı, Anadolu'daki Yunan
kuvvetlerinin yarısı imha edildi veya esir alındı, kalan bölümü ise üç grup halinde kaçmaya
başladı. Çalköy’de yıkık bir evin avlusu içinde Mustafa Kemal Paşa, Yunan ordusunu takip etmesi
için Türk ordusuna tarihe geçen: “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!” emrini verdi. 15
Mayıs 1919’da kirli ayaklarıyla İzmir’e çıkanlar 9 Eylül 1922’de denize dökülürken İzmir’in
dağlarında çiçekler açıyordu.
Son yıllarda toplumda bir bayram seçiciliği baş gösterdi. Malazgirt Zaferi’ni ve Büyük
Taarruzu aynı coşkuyla kutlayamaz olduk. Sanki herkesin bayramı farklı gibi. Birinin coşkuyla
kutladığına birileri mesafeli durmayı tercih ediyor gibi. Bu da toplumda ayrışmaya, kutuplaşmaya
yol açıyor. Milli ve dini bayramlarımızı bile ortak coşkuyla kutlayamaz olduk. Acılarımızda ve
sevinçlerimizde de ayrışıyoruz. Toplumda birimizin acısı diğerimizin sevinci haline dönüşmeye
başlarsa kardeşliğimizi de kaybetmeye başlamışız demektir ki bu da birlik ve beraberliğimiz
açısından son derece tehlikeli bir durumdur.
Özellikle devletimizi yönetenler bu bayramlara gereken hassasiyeti göstermeliler.
Bugün şanlı bayrağımız göklerde dalgalanıyor, camilerimizden ezan sesleri yükseliyor ve
bağımsız bir ulus olarak yaşıyorsak bunu milli bayramlar olarak kutladığımız günlerin temsil ettiği
kahramanlıklara borçluyuz.
Türk ulusunu kulluktan kurtarıp özgür bireyler olmasını sağlayan cumhuriyetimize sahip
çıkmak hepimizin boynunun borcu olmalıdır.