301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
19 Kasım 2020 - Perşembe 12:35
 
KAYBETTİKLERİMİZ
Yakup Gülaçtı
yakupgulacti28@gmail.com
 
 

          İnsanlığın başına bela olan Covid-19 salgınıyla mücadelemiz devam ediyor. Bir yandan korunma önlemleri diğer yandan ilaç ve aşı çalışmaları… İnşallah bilim insanlarımızın yoğun çabalarıyla bu belayı en kısa zamanda dünyamızdan yok ederiz.

          Çeşitli ülkelerdeki aşı çalışmalarıyla ilgili haberleri gerek yazılı gerekse görsel medyadan takip ediyoruz. Umut vaat eden çalışmalarda gelinen noktaları okuyunca bilim adamlarının insanlık için ne kadar da önemli olduğunun farkına varmaya başladık. Dünyayı kurtaracak olanın bilim olduğunu kör gözlere sokmaya başladı Covid-19 salgını.

         Dünya’ya umut olan bu çalışmalarda görev alan veya çalışmaların başında olan bilim insanlarının arasında Türklerin olması bizi ayrıca gururlandırıyor. Bu gerçeği bir kenara bırakıp başarılı ve Dünya’ya umut olan bilim insanlarımızın neden ülkemizde değil de yaban ellerde olduğunu hiç kendimize sorduk mu? Ülkemizin yüzde birlik başarı sıralamasındaki gençlerin %78’i ya Avrupa ya da Amerika’da okuma imkânı buluyor, çoğu da geri dönmek istemiyor.

          Anadolu’nun kalbi vatan sevgisiyle dolu insanı 1961 yılından itibaren işçi olarak gittiği Almanya’yla başladı Avrupa’yı tanımaya. Gidenlerden birinci ve ikinci kuşaklar geri döndüler; ama daha sonra gidenler dönmemeye başladılar. Gittikçe ülkelerine yabancılaştılar. Bunda ülke olarak hiç mi sorumluluğumuz yok? Bugün gençler arasında yapılan anketlerde, tamamı olmasa bile yarısının çok üstündekilerin fırsatını bulmaları halinde gelişmiş bir Avrupa ülkesinde yaşamak istediklerini görüyoruz. Bizim zeki insanlarımız neden geleceklerini başka ülkelerde arar oldular? Onlara ülkelerini terk ettiren nedenler nelerdir? Buna dair sorulacak çok soru var.

          Oysa cumhuriyetimizin ilk yıllarında tahsil için yurt dışına giden veya gönderilen gençlerimizin hepsi geri dönüp ülkelerine hizmet etme aşkıyla yanıp tutuşuyordu. Bu bile nereden nereye geldiğimizi sorgulamamız için sadece bir örnek. Yokluk ve yoksulluğun kol gezdiği yıllarda ülkelerine hizmet aşkıyla yanan gençlerin şimdi fikir değiştirmelerindeki en önemli etken ülkenin siyasal ve ekonomik koşullarıdır. Kendilerini özgürce ifade edebilme ve daha adil bir toplumda yaşama arzusudur. Biz gençlerimize umut olamadığımız, imkân yaratmadığımız sürece mevcut durum devam eder durur. Biz de onların yurt dışındaki başarılarıyla sadece avunuruz.

          27 Mayıs 1928’de kurulan Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü 1930 yılında çiçek aşısı, 1931'de tüberkülöz aşısı, 1937'de difteri-boğmaca ve kolera aşıları, 1952'de BCG ve influenza aşıları, 1965'te kuru çiçek aşısı ve 1968'de difteri-boğmaca-tetanos (DPT) karma aşısını üretilmiştir. Bu demektir ki böyle kurumlarımızı koruyabilseydik belki Covid-19 aşısını da bulabilir, başka ülkelerden gelecek aşıları beklemek ve de dışarı ciddi paralar ödemek zorunda kalmazdık.

         Her şeye rağmen, yurt dışında da olsa buldukları aşı konusunda ülkelerine pozitif ayrıcalık tanıyacaklarını açıklayan Türk bilim insanları, Uğur Şahin ve Özlem Türeci’yi kutluyorum.

          İnsanlarımızı yurt dışında yaşamaya mecbur bırakan sistem onlardaki vatan sevgisini yok edemiyor. Unutmayın bu memleket hepimizin!

 
Etiketler: KAYBETTİKLERİMİZ,
Yorumlar
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Giresun
Parçalı Bulutlu
Güncelleme: 24.11.2020
Bugün
- 14°
Çarşamba
- 12°
Perşembe
- 13°
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Giresun

Güncelleme: 23.11.2020
İmsak
05:47
Sabah
07:16
Öğle
12:18
İkindi
14:47
Akşam
17:10
Yatsı
18:34
TFF 1.Lig Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Haber Yazılımı